İsrail'in devam eden saldırıları ve uyguladığı abluka nedeniyle Gazze Şeridi'nde sağlık sistemi çökme noktasına gelirken, yerinden edilmiş Filistinli çocuklar arasında suçiçeği vakaları endişe verici boyutlara ulaştı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bölgede son iki hafta içerisinde 9 binden fazla suçiçeği vakası tespit edildi. Vakaların yoğunlaştığı Han Yunus bölgesi, insani krizin halk sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor.
Bölgedeki insani yardım operasyonlarına yönelik kısıtlamalar, bulaşıcı hastalıkların yayılma hızını artırıyor. Aşırı kalabalık çadır kampları, biriken atıklar, temiz suya erişim imkansızlığı ve çöken kanalizasyon altyapısı, halk sağlığını tehdit eden temel unsurlar arasında yer alıyor. BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, bölgede akut solunum yolu ve deri hastalıklarının en sık bildirilen rahatsızlıklar olduğunu vurgulayarak, sadece geçen hafta 18 binden fazla yeni deri enfeksiyonu ve suçiçeği vakasının kaydedildiğini belirtti.
Nasır Hastanesi'nden Dermatoloji Uzmanı Amir el-Masri, hastalığın son derece bulaşıcı olduğunu ve uygun izolasyon alanlarının bulunmaması nedeniyle hızla yayıldığını ifade etti. Masri, "En büyük endişemiz hastalığın neden olabileceği komplikasyonlardır" diyerek, virüsün ikincil enfeksiyonlara yol açarak zatürre veya beyin iltihabı gibi ağır tablolara dönüşebileceği uyarısında bulundu. Tıbbi imkanların ve ilaçların yetersizliği, basit bir tedavisi olan hastalığı bölge halkı için ciddi bir sağlık felaketine dönüştürüyor.
Kamplarda yaşam mücadelesi veren aileler ise çaresiz durumda. Doğum yaptıktan kısa süre sonra bebeğiyle birlikte suçiçeğine yakalanan Fatma Buşeyyab, çadırlarındaki hijyenik olmayan ortamın ve fare, pire gibi haşerelerin durumu daha da kötüleştirdiğini dile getiriyor. Benzer şekilde, Esma Ahmed Ebu Gali de kanalizasyon sularının taştığı ve çöplerin toplanmadığı kamplarda, çocukların sürekli kaşıntı ve yüksek ateşle mücadele ettiğini, ancak gerekli ilaçlara ulaşamadıklarını belirtiyor. Uzmanlar, mevcut yaşam koşulları iyileştirilmediği sürece salgının kontrol altına alınmasının mümkün olmadığını vurguluyor.