Eski ABD Başkanı Donald Trump, 16 Temmuz akşamı gerçekleştirdiği ulusa sesleniş konuşmasında, 2020 başkanlık seçimlerine Çin'in müdahale ettiğini iddia etti. Amerikan seçim sisteminde ciddi güvenlik açıkları bulunduğunu savunan Trump, Pekin yönetiminin Joe Biden lehine sonuçları etkilemeye çalıştığını öne sürdü. Konuşmasında, bu iddialarını desteklediğini belirttiği yüzlerce istihbarat dosyasının gizliliğini kaldırdığını ifade etti.
Trump, Çin'in 220 milyon seçmen kaydını yasa dışı yollarla ele geçirdiğini ve bu verilerin seçim sonuçlarını değiştirmek için kullanıldığını iddia etti. Ancak, söz konusu verilerin seçim sonuçlarına doğrudan etki ettiğine dair somut bir kanıt sunmadı. Beyaz Saray tarafından paylaşılan belgelerin büyük kısmının sansürlü olması dikkat çekti.
İstihbarat ve Çin'den Yanıt
ABD istihbarat topluluğu, daha önce yayımladığı raporlarda Çin'in 2020 seçimlerine müdahale etmediği sonucuna varmıştı. 2021 tarihli Ulusal İstihbarat Konseyi raporunda, Çin'in seçim sonucunu değiştirecek herhangi bir etki faaliyetinde bulunmadığı vurgulanmıştı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian ise Trump'ın iddialarını "tamamen uydurma" ve "kötü niyetli karalama" olarak tanımlayarak, bu tür suçlamaların daha önce de temelsiz olduğunun kanıtlandığını belirtti.
Siyasi Tepkiler ve Seçim Güvenliği
Demokrat Partili siyasetçiler, Trump'ın açıklamalarını yaklaşan ara seçimlere yönelik bir güvensizlik yaratma çabası olarak değerlendirdi. Senatör Chuck Schumer, seçmenlerin özgür iradesine vurgu yaparak, Trump'ın müdahalelerine karşı mücadele edeceklerini belirtti. Eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris ise Trump'ın halkın seçim sistemine olan güvenini sarsarak katılımı düşürmeyi hedeflediğini savundu.
Trump, konuşmasının nda oy kullanma makinelerinin yabancı rakiplere karşı savunmasız olduğunu iddia etti ve posta yoluyla oy kullanmayı kısıtlayan, seçmen kaydında fotoğraflı kimlik zorunluluğu getiren SAVE America Act yasasının bir an önce yasalaşması çağrısında bulundu. Ayrıca, konuşmasını canlı yayımlamayan medya kuruluşlarını hedef alarak yayın lisanslarının iptal edilmesi gerektiğini savundu.