Çin ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde beklentilerin altında kalarak son 3,5 yılın en düşük büyüme performansını sergiledi. Hükümetin yıl geneli için belirlediği yüzde 4,5 ile 5,0 arasındaki büyüme hedefi, açıklanan verilerle birlikte baskı altına girdi. Yılın ilk altı ayında kaydedilen yüzde 4,7'lik büyüme oranı, ilk bakışta hedeflerle uyumlu görünse de ikinci çeyrekteki belirgin yavaşlama, ekonomideki ivme kaybının sürdüğünü gözler önüne serdi.
İç talep zayıf, ihracat güçlü
Ekonomik veriler, büyümenin temel motorunun iç tüketim değil, ihracat ve sanayi üretimi olduğunu kanıtlıyor. Haziran ayında perakende satışların yıllık bazda yalnızca yüzde 1 artması, tüketici harcamalarının ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Ücret artışlarının ekonomik büyümenin gerisinde kalması ve bazı sektörlerdeki gelir kayıpları, hane halkının harcama kapasitesini kısıtlıyor. Buna karşılık sanayi üretimi yüzde 5,3 oranında artış gösterdi.
Emlak krizi ve yatırım düşüşü
2021 yılından bu yana devam eden emlak sektöründeki kriz, ülke ekonomisi üzerindeki ağırlığını koruyor. Yılın ilk yarısında gayrimenkul yatırımları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18 oranında düşerken, konut fiyatlarındaki gerileme de devam etti. Sabit sermaye yatırımlarında yüzde 5,7, kamu yatırımlarında ise yüzde 2,3 oranında azalma yaşandı. Yerel yönetimlerin maliyetleri düşürme çabaları, altyapı ve sanayi yatırımlarındaki yavaşlamayı daha da derinleştirdi.
İhracatın rolü ve gelecek beklentileri
Çin'in ihracatı, küresel yapay zeka yatırımlarının desteğiyle yıllık bazda yüzde 27 artarak beklentilerin üzerinde bir performans sergiledi. Sektör temsilcileri, ABD'li perakendecilerin yeni gümrük tarifeleri öncesinde stok yapma eğiliminin bu artışta etkili olduğunu belirtiyor. Ancak ABD ve Avrupa Birliği'nin ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler, ihracatın geleceği üzerinde soru işaretleri yaratıyor. Ekonomistler, ihracatın güçlü seyri nedeniyle Pekin yönetiminin kısa vadede kapsamlı bir mali teşvik paketi açıklama ihtimalinin düşük olduğunu, ancak ihracatta belirgin bir yavaşlama yaşanması durumunda tüketimi destekleyici yeni politikaların devreye girebileceğini öngörüyor.