Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) yaşanan kurultay süreci, yargı aşamasına taşındı. Parti içi demokratik meşruiyetin yeniden tesisi ve en yüksek karar organı olan kurultayın toplanması amacıyla harekete geçen 833 kurultay delegesi, noter onaylı imzalarını 17 Haziran 2026 tarihinde genel başkanlığa teslim etmişti. Ancak aradan geçen süre zarfında parti yönetiminden herhangi bir kurultay çağrısı gelmemesi, delegelerin iradesinin sonuçsuz bırakıldığı gerekçesiyle hukuki yollara başvurulmasına neden oldu.
Delegeler adına yapılan açıklamada, Türk Medeni Kanunu'nun 75'inci maddesine atıfta bulunularak Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığı duyuruldu. Söz konusu madde, yönetim organının genel kurulu toplantıya çağırmadığı durumlarda, üyelerin başvurusu üzerine mahkemenin üç üyeyi görevlendirmesine imkan tanıyor. Dava dilekçesinde, belirlenecek üç delegenin 'Çağrı Heyeti' olarak atanması ve kurultayı toplantıya çağırmakla yetkilendirilmesi talep edildi.
Açıklamada, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarına göre, yeterli sayıda delegenin imzasının parti yönetiminin takdirine bağlı olmadığı, bu iradenin hukuki sonuç doğurduğu vurgulandı. Kurultay talebinin siyasi bir tercih değil, tüzük ve kanun gereği olduğu belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Bu irade muhatabına ulaşmasıyla birlikte hukuki sonuç doğurur."
Söz konusu girişim, parti içi demokratik işleyişin sağlanması ve delegelerin iradesinin hayata geçirilmesi hedefiyle atılmış bir adım olarak değerlendiriliyor. Mahkeme sürecinin nasıl sonuçlanacağı ve parti yönetiminin bu hukuki hamleye karşı nasıl bir tutum sergileyeceği siyasi çevrelerce yakından takip ediliyor.