Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) tarafından hazırlanan ve suça karışan çocuklara yönelik yeni yaptırımlar içeren kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ulaştı. Toplam 18 maddeden oluşan bu tasarı, özellikle ağır suçlarda caydırıcılığı artırmayı ve infaz sistemindeki boşlukları gidermeyi amaçlıyor.
Ağır suçlarda ceza artışı
Yeni düzenleme ile 15-18 yaş arasındaki çocukların kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama gibi suçları işlemeleri durumunda, hâkimlere ceza indirimi uygulamama yetkisi veriliyor. Bu sayede, söz konusu yaş grubundaki sanıklar için müebbet hapis cezası verilmesinin önü açılıyor. Ayrıca 12-15 yaş grubundaki çocuklar için cinayet suçlarında ceza üst sınırı 15 yıldan 18 yıla, diğer suçlarda ise 7 yıldan 9 yıla çıkarılıyor.
Tekerrür ve terminoloji değişikliği
Teklifin dikkat çeken bir diğer maddesi ise tekerrür hükümlerinin uygulanma yaşının 18'den 15'e indirilmesi oldu. Bu değişiklikle, 15 yaşından sonra suç işleyen ve daha önce hüküm giymiş olan çocuklar, daha sıkı infaz rejimine tabi tutulacak. Ayrıca kanun metinlerinde yer alan "suça sürüklenen çocuk" ibaresi, çocukların damgalanmasını önlemek amacıyla "adli süreçteki çocuk" şeklinde değiştiriliyor.
Ebeveyn sorumluluğu
Tasarı, çocukların bakım ve gözetimini ihmal eden ailelere yönelik yaptırımları da sertleştiriyor. Çocuğunun temel ihtiyaçlarını karşılamayan ebeveynlere verilecek hapis cezasının alt sınırı 1 yıldan 2 yıla çıkarılıyor. Çocuğun sağlığını veya güvenliğini tehlikeye atan anne ve babalar için ise 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Eğer aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlali, çocuğun ağır bir suç işlemesine yol açarsa, ebeveynlerin cezası iki katına kadar artırılabilecek.
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, düzenlemenin temel amacının toplumsal huzuru korumak ve çocukları suç ortamından uzak tutmak olduğunu belirtti. Meclis tatile girmeden yasalaşması hedeflenen teklif, hukuk çevrelerinde ve çocuk hakları örgütlerinde farklı görüşlerle karşılanıyor. Bazı uzmanlar cezaların caydırıcılığını savunurken, diğerleri rehabilitasyon odaklı yaklaşımların daha etkili olacağını vurguluyor.