2026 yılının ilk yarısını kapsayan kapsamlı bir rapor, aşırı sağ kaynaklı vakaların dünya genelinde ulaştığı endişe verici boyutu gözler önüne serdi. Toplam 30 ülkede 255 farklı vakanın kayıtlara geçtiği belirtilen çalışmada, aşırı sağın son on yılda yapısal bir değişim geçirdiği vurgulanıyor. Geleneksel liderlerin ve hiyerarşik örgütlerin yerini, dijital alt kültürler üzerinden beslenen merkeziyetsiz ve dağınık bir yapının aldığı ifade ediliyor.
Dijital nefretin fiziksel yansımaları
İnternet ortamında sıradanlaşan komplo teorileri ve şiddet içerikli söylemler, aşırı sağın ideolojik omurgasını oluşturan neo-Nazizm, beyaz üstünlükçülüğü ve ivmecilik gibi akımları besliyor. Özellikle demokratik düzenin şiddet yoluyla çökertilmesini savunan ivmecilik akımı, tehdidin boyutunu daha tehlikeli bir noktaya taşıyor. Rapor, bu durumun artık sadece güvenlik güçlerinin değil, teknoloji platformlarının ve demokratik kurumların ortak bir sorunu haline geldiğini belirtiyor.
Vakaların dağılımı incelendiğinde, eylemlerin büyük çoğunluğunun propaganda ve kışkırtma odaklı olduğu görülüyor. Ancak tehdit söylem düzeyinde kalmıyor; 81 vaka ile miting ve yürüyüşler ilk sırada yer alırken, 37 ağır şiddet eylemi ve girişimi kayıtlara geçti. Bu eylemler arasında silahlı saldırılar, bombalı eylemler ve kundaklamalar gibi ciddi suçlar bulunuyor.
Irkçılık ve yabancı düşmanlığı başı çekiyor
Nefret motivasyonları incelendiğinde ırkçılığın 76 vaka ile ilk sırada yer aldığı görülüyor. Bunu 62 vaka ile göçmen ve yabancı düşmanlığı, 41 vaka ile İslam karşıtlığı takip ediyor. Sistem karşıtlığı ve Yahudi karşıtlığı da listede yer alan diğer önemli motivasyonlar arasında bulunuyor. Ülke bazlı verilere bakıldığında ise ABD 82 vaka ile listenin başında yer alırken, onu 33 vaka ile Birleşik Krallık, 20 vaka ile İtalya ve 16 vaka ile İspanya izliyor. Uzmanlar, dijital dünyada büyüyen bu nefretin artık çevrim içi ortamla sınırlı kalmayıp sokağa taştığına ve giderek daha ağır sonuçlara yol açtığına dikkat çekiyor.